Üniversitemiz
2025-2026 Yılı Mezuniyet Töreni’nde hitap eden Rektör Prof. Dr. Abdurrahim
Alkış, Şırnak Üniversitesinin 18. yaşına girdiğini, belli bir kurumsal kimlik
kazanmaya başladığını ifade etti. Öğrenci ailelerine sabırlarından ve
fedakârlıklarından dolayı teşekkür eden Rektör Alkış, “ailelerin bu sabırları ve fedakârlıkları karşılığında büyük değerler
kazanacağından eminim” dedi. Rektör Alkış sözlerine şöyle devam etti.
“Sevgili Gençler; burada kazandığınız teorik
bilgilerin yanı sıra, sorgulamayı, eleştirel düşünmeyi ve hayat boyu öğrenmeyi
öğrendiniz. Sizler için hayatın yeni bir safhası başlıyor. Karşılaşacağınız
zorluklar sizi asla yıldırmasın, bilimin ışığından ve ahlaki değerlerinizden
asla ayrılmayın. Üniversitede öğrendiğiniz güzel değerleri kararlı bir şekilde
sahiplenin ve üniversitenizin misyon ve vizyonunu koruyun.”
“Dünya değişiyor, eski dünya düzeni yıkılıyor
ve yenisi inşâ edilmeye çalışılıyor. Bu durum ve hızlı bir şekilde ilerleyen
süper teknolojik gelişmeler doğal olarak Ülkemizi de değişime zorluyor ve
dönüştürüyor. Tüm bu gelişmeler ve dönüşümler Yüksek Öğretim Politikamızı,
Milli Eğitim Politikamızı yeni bir kulvara yönlendiriyor. Sömüren kavramlar,
yaşanan ve adı konulmayan kast sistemi çatırdıyor, ilmi istibdat kendisini daha
tabii ve fıtri hâkimiyet alanlarına bırakıyor. Dünyanın pek çok ülkesi,
özellikle Hindistan ve Uzak Doğu ülkeleri artık kendi asli düşünce sistemlerine
ve yerli kavramlarına hızlı bir şekilde dönüyor. Siz siz olun mutlaka modern
dünyanın tüm değerlerini eleştirel bir gözle değerlendirin. Çünkü bu değerleri
ifade eden tüm yaldızlı kavramlar ve düşünce sistemleri esir edici ve yok edici
içeriklerle doludur. Sizin egonuzu okşayan fakat geleceğinizi karartan, örneğin
‘özgürlük’, ‘kadın hakları’ gibi
güzel bir kavramın örtüsü altında tüm hayatınızı ipotek altına alacak ve sizi
tamamen esir edecek ve zamanla da yok edecek düşüncelere, akımlara kapılmayın.
Evrensel değerlerin güzel ve değerli olanlarına açık olun.”
“Zihinlerimizin yalan-yanlış kavramlarla
işgal edilmesine müsaade etmeyelim. Maalesef modern eğitim sürecimizin
başlamasıyla beraber pek çok zararlı kavram, tez ve düşünce akımı milli ve
manevi mirasımıza zarar vermeye başladı ve bizi farklı esaret türlerine
sürükledi. Ne yazıktır ki dijital medyanın yaygınlık göstermesiyle birlikte
zihinler gayr-i meşru bilgilerin saldırısına daha fazla maruz kalmaya başladı.
Bu konuda duyarlılık gösteren Sayın Milli Eğitim Bakanımıza şükranlarımızı arz
ediyorum. Bakanımızın öncülüğünde değerli bir kurulumuz ortaöğretim
müfredatımızda yer alan art niyetli kavramları ayıklamaya başladılar. İnşallah
daha güçlü bir şekilde bu ayıklama süreci devam eder.”
“Ülkemizin çok değerli mütefekkirlerinden
olan Prof. Dr. Teoman Duralı Hoca bir milleti ayakta tutan en büyük iki
değerlerden olan din ve dil hakkında şunları söyler: ‘Bir toplumun yahut
milletin en önemli iki dayanağından biri diniyken, öbürü de dilidir. Birincisi
onun vicdanı, ötekiyse bilincidir. İkisini ortadan kaldırmak kültür
soykırımıdır. İnsanî cihetten korkunçluğu bir yana, kavmî-bedenî soykırım
sonucunda katledilen toplumun kılınç artıkları yeniden üremenin yolunu
bulabilirler. Buna karşılık, kültür soykırımına uğramış toplumun, milletin
yahut kavmin kendini tekrar toparlayıp hayat bulması mümkün görünmez.’”
“Sevgili Mezunlarımız, Milletler maddi ve
manevi değerlerini kavramlar, tezler, hikâyeler ve düşünce akımları üzerinden
oluşturur ve muhafaza eder. Hiç unutmayın ki sahte kavramlar ve sahte tezler
çoğu zaman sizin hem maddi hem manevi değerlerinizi elinizden almak için
oluşturmaya çalışırlar. Kadim gelenekten gelen bir örnekle konuyu daha
anlaşılır hale getireyim. Kadim Çinliler barış içinde yaşamaya karar
verdiklerinde büyük Çin Seddini inşa ettiler. Yüksekliğinden dolayı hiç
kimsenin tırmanamayacaklarını düşündüler. Buna rağmen inşasından sonraki 100
yıl içerisinde Çinliler 3 kat daha fazla işgale uğradılar. Düşman askerlerinin
Çin Seddini tırmanmaya ve aşmaya ihtiyaçları olmadı. Neden? Çünkü sürekli sur
muhafızlarına rüşvet verdiler ve kapılardan girdiler. Evet, Çinliler duvar inşa
etmişlerdi fakat duvar muhafızlarının karakterlerini inşa edememişlerdi.”
“Sevgili Öğrenciler, sizlerin sahip olduğu
fakat bazen değerini hakkıyla idrak edemediği çok büyük değerlerinizin olduğunu
düşünüyorum. Aileniz, Hocalarınız ve rol modelleriniz sizler için büyük
hazineler mesabesindedir. Bir şarkiyatçı şöyle der: ‘Eğer bir milletin
medeniyetini tahrip etmek istiyorsanız bunun 3 yol vardır:
1.
Aile yapısını tahrip edin.
2.
Eğitimini tahrip edin.
3.
Rol modellerini ve referanslarını küçümseyin.
Aileyi tahrip etmek için annenin rolünü
küçümseyin ki o ev hanımı olmaktan utansın.
Eğitimi tahrip etmek için; Hocalara önem
vermeyin ki herkes onları küçümsesin, hakir görsün. Rol modellerinin itibar ve
haysiyetlerini küçültün. Âlimlerinin aleyhinde konuşun ki herkes onların
fikirlerinden şüphe duysun, kimse onları dinlemesin ya da takip etmesin.”
Müstevli güçler bu üç değeri yıkmakla zihnen
milletleri ve memleketleri sömürmek isterler ve neticede istila ederler.
Diyarbekirlilerin dediği gibi. Onlar size: “Abi sen düşünme, sen üretme ben
senin yerine düşünürem, üretirem de, Sen keyfen bak!”
Modern dünyada istismar edilen en değerli
kavramlardan birisi “özgürlük” kavramıdır. Maalesef modernist güçler bu
kavramın içerisine esaretin tüm yollarını döşemişler. Günümüzde “hürriyet”
manasında kullanılan “özgürlük” kavramı altında binlerce “kölelik zincirleri”
gizlenmiştir. Oysaki bizim düşünürlerimize göre ‘özgürlük bedene ve egoya
teslim olmamak, kendi özgün karakteri ve üretimi sayesinde ayakta durmaktır.’
İmam Gazzalî: ‘Kanaatte hürriyet ve izzet vardır’ der. Kuşeyrî: ‘Hürriyet,
kulun yaratılmışlara köle olmaması, maddeler âlemindeki herhangi bir gücün onun
üzerinde etkisinin bulunmaması demektir.’ Abdullah b. Mübarek: ‘Gerçek mü’mîn
başkasına tahakküm etmeyen ve başkasının tahakkümünü de kabûl etmeyen kişidir’
der. Ünlü düşünür ve aksiyon adamı Hallac-ı Mansur: “Kim hürriyeti murâd
edinirse ubûdiyyete sıkı bir şekilde devam etsin. ‘İnsanlar içinde hür bir kimse kalmadı, evet
kalmadı, bizimle beraber yaşayan varlıklar arasında bile hür olan kalmadı. Her
iki taifeye mensûb olan hür zatlar ölüp gitti. Onun için bugün hayatın tatlısı
acı olmuştur’ der. Ünlü İslam Âlimi Fahreddin-i Râzî: ‘Bedenî isteklerine arzu
duyan nefis, onları terk etse de etmese de hürriyetine kavuşamaz ve
tutkularının kölesi olmaya mahkûm olur. Bedenî isteklerine hiçbir şekilde arzu
duymayan kişi hürdür. Hürriyet, eğitim ve öğretimle olan bir şey değildir. O,
bir erdemdir ve nefsin fıtrî iffetidir’ der” dedi.
Yapay
Zekâ Asrına girdiğimizi ifade eden Rektör Alkış; kodlama, veri toplayıp işleme,
kodlama ve verileri sağlık ve tarım alanında kullanmanın yakın gelecekte büyük
bir değer kazanacağını ve geleceğin mesleklerinin bu minvalde gelişeceğini
ifade etti.
Rektör
Alkış konuşmasının sonunda Üniversitemizin Akademik Kadrosuna teşekkür ederek
"Değerli hocalarımız;
öğrencilerimize sadece bilgi vermekle kalmadınız, onlara rol model oldunuz ve
vizyon kazandırdınız. Çabalarınız, öğrettiğiniz güzel bilgileriniz için her
birinize ayrı ayrı şükranlarımı sunuyorum" dedi.
15.05.2026 | Kurumsal İletişim Koordinatörlüğü
Web sayfalarımızda yer alan tüm bilgi, doküman, fotoğraf, video, görüntü, metin vb. tüm içerikler, izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Aksi durumda: 5846 sayılı yasa kapsamında hukuki ve cezai işlem yapılır. Şırnak Üniversitesi’nin tüm hakları saklıdır.